Önce hayallerimiz, sonra heveslerimiz en son olarak da hikâyelerimiz kursağımızda kaldı.

Nefes alıp vermenin yarattığı acı, karnımızdaki çökme hissi, çaresizliğin neredeyse vücut bulup dile geldiği sayısız gün geçirdik. Saymaya kalksak sayarız günleri, saatleri ama bitmek bilmeyen bir tünel görüntüsünden başka şey gelmiyor aklımıza.
Korku pazarlaması yapmayalım dedik, kimseyi aşağılayan, küçümseyen sözler söylemeyelim dedik, kibarlığımızı elden bırakmadık. Hep iyi düşündük, iyi olsun istedik. Hâlâ istiyoruz.

Ama geldiğimiz noktada karanlığı aydınlatamadık. Neyle karşı karşıya olduğumuzu bile bilmiyoruz. Fakat sakinliğin, gururun, onurun, hakların, özgürlüğün, umutların, iyi niyetin asla cevap bulmadığı bir hikâyenin içindeyiz.

Arkadaşımız Yiğit, önce yedi ay boyunca tecritte tutuldu, daha sonra hukuk dışı mahkemelerde yargılandı ve son olarak da savcının ağırlaştırılmış müebbet talebi ile karşı karşıya.

Bir çaremiz yok, bekliyoruz, savunmamızı yapacağız. Kursağımızdaki tüm birikintilere rağmen hâlâ umutluyuz.

Hukuki olmayan bir metinle hukuk yollarından ayrılmadan mücadele içindeyiz. Uydurma hikâyeler, akıl almaz suçlamalar, saçma mağduriyetler gördük. Şimdi ülke tarihinden silinmeyecek ve oldukça kötü izler bırakacak bir sona varmamıza, beraber geçirilecek fakat ne konuşulacağı ne söyleneceği bilinmeyen, birkaç gün kaldı.

Yiğit Aksakoğlu arkadaşımızdır ve hak ve hukuğun tamamen hiçe sayıldığı bu davada yargılanması bir saçmalık olan gerçek bir mağdurdur.

#hadigelyiğit dedik, Yiğit geldi. Bizimle kalması için, 18 Şubat Salı günü Gezi Davası’nın 6. Duruşmasına gelin birlikte gidelim, korkunun karşısında yine hep birlikte duralım.

Sesimize ses olun, arkadaşımızın suçsuz yere hayatından, ailesinden, arkadaşlarından, işinden ve özgürlüğünden olmasına engel olun.