Basına ve kamuoyuna

11 Mart 2019

16 Kasım 2018 günü sabah 6.30’da gözaltına alındım. 17 Kasım gecesi benimle birlikte gözaltına alınan ve sorgulanan 16 kişiden yalnızca ben, “toplantıların içeriğine ulaşılamamış ve karanlıkta kalan yönleri olsa da” diye başlayan akıl almaz bir gerekçeyle tutuklandım. O günden beri üç ayrı tahliye talebimiz de toplantıların içeriklerini belgeleriyle aydınlatmamıza rağmen reddedildi. Yine üç aydır Silivri 9 Nolu Kapalı Cezaevi Müdürlüğü’ne verdiğim birçok dilekçeye rağmen tek kişilik hücrede, tecrit altında tutulmaktayım. Üç aydır ne somut bir suçlama var, ne de iddianame.

Haziran 2013’le Şubat 2014 arasında, yani 5 yıl öncesine dayanan, işim ve özel konuşmalarımdan oluşan 150 farklı dilenme kaydı, Gezi olaylarıyla ilgiliymiş gibi gösterilerek, 100 sayfalık bir sorgu hazırlanmıştır. Konuşmaların hiçbirinde suç unsuru bulunmamakta, hepsi yasal ve meşru sivil toplum faaliyetleriyle ilgilidir. Aksine birbiriyle ilgisi olmayan konuşmaları sanki ilgiliymiş gibi göstermek, ısrarla birilerinden talimat ve yönlendirme aldığını belirtmek, üzerinden beş yıl geçmesine rağmen dinleme kayıtlarını silmemiş olmak ve dinleme emrini ilk verenin firari olması suçun aranması gereken alanlarıdır.

Ben 1997 yılından beri gönüllü ve profesyonel olarak sivil toplum alanında çalışıyorum. O zamandan beri de hep barıştan yana oldum. Barışçıl ve şiddet içermeyen yol ve yöntemleri savundum. Hak temelli çalışan sivil toplum çalışmalarına destek verdim. Bu alanla ilgili akademik ve yarı akademik yayınlar yaptım. Son beş yıldır, 0-6 yaş arası çocuklar ve ebeveynlerine yönelik çalışmalara finansal ve teknik destek sağlayan bir vakfın Türkiye temsilciliğini yürütüyorum. Bu kapsamda üçü iktidardaki partiden olmak üzere ilçe ve büyükşehir belediyeleriyle çalışıyorum. Bu şartlar altında cebir ve şiddet yoluyla hükümeti devirmeye teşebbüs suçundan  tek başına yargılanmayı üç aydır tutuklu olarak bekliyorum.

Sorgu dosyasında delil diye bulunan  beş yıl öncesinin ses kayıtlarını karartmam ya da eğer yürütülen herhangi bir soruşturma varsa akışını etkilememin mümkün olmadığı ortadadır. Ben kaçmak için değil, çocuklarımı okula bırakabilmek için tahliyemi talep ettim.

Yasal ve meşru barışçıl ve şiddet içermeyen sivil toplum faaliyetlerinin tutuklanma sebebi olmadığı, uzun tutukluluk ve tutuklulukta tecritin cezalandırma yöntemleri olmadığı ve adalete olan toplumsal güvenin tesis edildiği bir ülke umut etmektense vazgeçmiyorum.

Bu süreçte ailem ve benimle dayanışma gösteren tüm dostlara en içten selamlarımla.

Yiğit Aksakoğlu

Silivri 9 Nolu Kapalı Cezaevi

C60